.       
     

 

Malatya-Arguvan

ÇAVUŞ KÖYÜ

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği

çavuş köyü    
  

 

 

TELLİ BOZKURT

 

 

 

Derleyen : Abbas GENÇ                                  Kendisi aslen Arapkir'e bağlı Mutmur köyündendir.Köyümüze Hasan Emice olarak bilinen Hasan Bozkurt'a gelin olarak gelmiştir. Tarih olarak kesin bilgi yoktur tahminen 1925-1930 yılları olsa gerek. 1986 yılında vefat etmiştir. Telli halanın bir oğlu vardı adı Hasan Hüseyin'dir. Köyden kopuk bir şekilde yaşamını sürdürdü sağlık memurluğundan emekli olduktan sonra vefat etti. Geride kimseleri kalmadığı için sağlıklı bilgi alamıyoruz.

             Telli Bozkurt u buraya taşıyan kişiliği bilgeliği ve hazır cevap biri olmasıdır. Her olaya bir MANİ dizmiş insanlar hakkında yorum yaparken edebiyat dilini kullanmış farklı bir kişilikti Telli Hala onu sevgiyle anıyoruz.

Şimdi onun Manilerinden oluşan akıllarda kalan bazı örneklerini sizlerle paylaşıyoruz. Eğer elinizde yada aklınızda Telli halanın manilerinden bildikleriniz varsa bizlerle paylaşmanızı dileriz.

TELLİ BOZKURT’TAN BAZI ANILAR VE MANİLERİ

Bundan yaklaşık 40 yıl önce Muharrem ayında köylerimizde her ev karınca kararınca Aşure yapar evin genç kızları da bir barkaç (siti) a sıcak aşureyi koyar ve bir kepçeyle köyde her eve uğrar evin nüfusuna göre bu lokmayı dağıtırdı.Zeynep Gülbaş (ibişin torunu) aşure dağıtırken Telli halanın kapısını çalar Telli hala bir kap getirir Zeynep iki kepçe aşureyi Telli halanın kapına koyar. Telli hala verilen aşurenin az olduğunu kepçenin küçüklüğünden anlar.

Bunun üzerine şu maniyi söyler.

Çemçesi (kepçe) var ayar

Bir koyar iki sayar

Bu kız da zanneder

Bununla ordular doyar.

Telli halanın eşi olacak Hasan Bozkurt sakallı bir insandı.Paşa oğlu Ali Genç (rahmetli) bir gün Telli halayla sohbet ederken Ali şaka yollu sorar, Telli hala başka adam bulamadın mı da bu kıllı adamı aldın der. Bunun üzerine şu mani dökülür

Arabamın tekeri

Ben istemem bekarı

Olursa sakallı olsun

Çok getirir şekeri.

Arif Mutlu (rahmetli) nun kızı Hacer genç bir kızdır saçları uzun mu muzun çeşmeye gelir salına salına Telli halada çeşme başında Hacer'e şöyle bir süzerek bakar ve şu maniyi söyler. 

Kız saçların, saçların
Oynar omuz başların
Kız seni alır kaçarım
Duymasın kardaşların

Ali İhsan Ercan bir gün Telli halayla yine bir ortamda sohbet ederken orada bulunanlar dan biri derki Telli hala Ali İhsan içinde bir manin yok mu derler bunun üzerine Ali İhsan için şu Mani dökülür Telli haladan 

Şu Çavuş'un ağaçları

Çiçek açar başları

Kurulmuş yaya benzer

Ali İhsanın kaşları 

 Köyde çobanlar sonbaharın sonunda işleri biter ve artık hayvanlar içeriye sokulur.Eğer havalar iyi giderse bundan sonra çobanlık işini köylü nöbetleşerek yürütürler.Davar nöbeti rahmetli Arif Mutlu'dadır. Arif  Telliye derki koyunları çıkar ben bugün götüreceğim der. Az sonra Telli ahıra gidip koyunları çıkarır köy meydanına getirir. Biraz bekler Arif yok  koyunlarla ortada kala kalır. Bu arada hafif yağmur çiseler hayli zaman geçer Arif evden çıkar Telli der yağmur yağıyor bu havada nöbete gidemem der. Bunun üzerine Telli hala Manisini söyler. 

Hey ilahi su kuşu

Sen ettin bana bu işi

Al şu üç beş kuruşu

Kimseye söyleme bu işi 

Telli’nin oğlu Hasan Hüseyin bir gün köye gelir. Ana oğul tartışırlar bu sırada anasına bir tekme vurur ve zavallı Telli yere düşer. Tabi bu onu çok üzer çünkü o Tellinin tek çocuğudur böyle hayırsız olması haddinden fazla onu üzmüştür. Bu olay üzerine Telli şu maniyi söyler. 

Oğlum var diye öğündüm

Taşlar ile dövündüm

Oğlum bana tepik vurdu

Dana gibi böğürdüm

 
Yine komşulardan biri gelin kaynana kavga ederler Telli hala onların kavgalarına şahit olur. Onlara bu maniyi söyler

Kaynanalar kötümü

Şimdi yedin mi bokumu

Gelinler iyi olsumlar ki

Kaynanalar ede metini

Telli hala oğlunu everir yani evine gelin gelmiştir. Komşulardan Gülsüm ana Telli hayırlı olsun gelinin der. He anam der şu maniyi söyler.

Gelin geldi

Yalın geldi

Kapımı çalan geldi

Ağzıma sıçan geldi

Hakkı Gülbaş (hakko dayı) yaşlanır beli bükülür bunun üzerine şu maniyi söyler Telli hala

Üç nedir beş nedir

Sınırdaki taş nedir

Otuzun da kocayıp

On beşin de genç nedir.

Fatma Gülbaş (haçuvalı) çok hasta olduğu bir gün Telli hala ile karşılaşır. Kız sana ne oldu benzin sararmış der Oda Telli hala çok hastayım hiç halim yok diye cevap verir. Telli hala ona şu maniyi söyler.

Karşıya ekerler darı

Darıdan alırlar balı

Kız sana suval soram

Niye benzin sarı

Bundan eli yıl önce köyümüzün kadınları başlarına Taçlı bir başlık takarlardı. Orta yaşlarda bir kadın başındaki tacı çıkarmış tülbent atmaya başlamış. Bu durum tabi ki yadırganmış bunun üzerine Telli hala hemen bir mani söylemiş.

Ay aya karışmış

Gün güne karışmış

Kırk yaşında atlar

Sıçramış taylara karışmış

 
Köyümüzde Ali isimli gencin bir kıza gönlü vardır. Ali bu kıza yaklaşmak için sık sık oralara gider olmuş telli hala bu durumu fark edince şu maniyi söyler.

Şu gelen Ali mi ola

Sallanan kolumu ola

Bizim evi yol eyledi

Acep bu oğlan delimi ola

Kolunda bilezik parmağında yüzük olan bir kadını gören telli hala hemen bir mani söyler.

Altın yüzüğüm var benim

Parmağına dar benim

Şu Çavuş'un içinde

Kara gözlü yar benim

Hüseyin Yılmaz genç yakışıklı bir delikanlıdır. Teli hala ona şu maniyi söyler

Oğlan adın Hüseyin

Entari yem hasayım (hasa kumaş adı)

Anan baban beslesin

Ben bağrıma basayım

Yine yaklaşık 50 yıl önce Çavuş köyünün o zamanki gençleri köyün karşısında Telli'nin tarlasında futbol oynarlar. Tarlada irili ufaklı taşları da kendilerine engel olmasın diye bu gençler toplayıp sınıra koyarlar. Gençler top oynamak için tarlaya gelirler taşlar tarlanın yüzüne serpilmiş. Yine taşları toplayıp atarlar bu arada Telli Hala gelir. Gençlere söylenip durur niye tarlanın taşını aldınız der. Çocuklar sorarlar neden kızıyorsun ne güzel tarlayı temizledik derler. Bunun üzerine Telli ne temizlemesi tarlanın KİMYASNI bozdunuz der. Bunu söyleyen Telli okul görmemiş biri olmasına rağmen Kimya konusunda bilgili olması çok ilginç değilmi?

 

 

 
 
  '  '